Okuyorsunuz...
Genel

Rahman’ın Has Kulları Olmak: Düşten Hedefe, Hedeften Gerçeğe…

Bu yazı,“Rahman’ın has kulu olmayı düşleyen; fakat bu düşünü nasıl gerçekleşti­rece­ğini kestiremeyen okuyucu” için kaleme alınmıştır. İddia sahibi olmayan, düşünce  ve eylem sahasında ufuk açmayı kendine yeterli gören mütevazı bir kalem tarafından satırlara dökülmüş bir arayış yazısıdır.

هذا المقال قد كتب للقارئ الذي يحلم ان يصبح من عباد الرحمن المخلصين الفائزين ولكنه لا يعرف كيفية تحقيق حلمه هذا. وهو مجرد خطوط قد صيغت في السطور من قبل قلم متواضع ليس له أي ادعاء ويكتفي بفتح آفاق جديدة في مجالي الفكر والعمل

***

Önce Hedefleyin!

Siz bir düş kuruyorsunuz. Rahman’ın has kulu olmayı düşlüyorsunuz. Düşünüzü gerçekleştirmek için de kararlısınız.

Bu yolda atmanız gereken ilk adım şudur: Düşünüzün fotoğrafından her türlü bulanıklığı gidermelisiniz. Düşünüzdeki her şey son derece net olmalı. O fotoğrafta, Rahman’ın has kulları arasında kendinizi bütün ayrıntılarıyla görebilmelisiniz. Bundan dolayı önce fotoğrafı dolduran insanları çok iyi tanımak durumundasınız.

Olmayı düşlediğiniz Rahman’ın has kulu nasıl bir insandır? Onun, Rahman’ın kulu olarak anılmasını sağlayan özellik ve davra­nışları nelerdir?

Ya da şöyle soralım: Olmayı düşlediğiniz fotoğraftaki Rahman’ın has kulu olan siz, nasıl biri?

Bu soruların cevabını almak için, Rahman’ın has kullarını Kur’an-ı Kerim’in penceresinden seyreylemek ve onları daha yakından tanımak gerek. Allah onları şöyle tanıtıyor:

Rahman’ın (has) kulları onlardır ki:

  • Yeryüzünde tevazu ile yürürler.
  • Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler).
  • Gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyam durarak geçirirler.
  • Şöyle derler: Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır. Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir!
  • (O kullar), harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tu­tarlar.

Yine onlar ki:

  • Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilaha yalvarmazlar.
  • Allah’ın ha­ram kıldığı cana haksız yere kıymazlar.
  • Zina etmezler.

Bunları yapan, günahı(nın cezasını) bulur; kıyamet günü azabı kat kat arttı­rılır ve onda (azapta) alçaltılmış olarak devamlı kalır. Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allah’ı onların kötülükle­rini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a dö­ner.

  • (O kullar), yalan yere şahitlik etmezler,
  • Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.
  • Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör dav­ran­mazlar;
  • (Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ba­ğışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl! derler.
  • İşte onlara, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir. (Furkan Sûresi, 63-76)

Ardından Gerçekleştirin!

Gerçek şu ki, düşlerinin peşinde giden insanlar, gündelik hayatlarını başka türlü ya­şarlar… Başka türlü yürür, başka türlü konuşurlar. Düşlerini yaşamak ve gerçekleştire­bilmek, onların hayatlarının kendisi olmuştur. Bu ise, bir sürece bağlı olarak düşünsel ve bedensel çaba ortaya koymadan gerçekleşmez. Bu süreç, düşteki kişi olmaya giden yolda aşamaları oluşturur. Her sonraki aşamanın gerçekleşmesi, bir öncekinin gerçekleşmiş ol­masına bağlıdır.

1. Öncelikle Zihninizde Hedefinizin Net Bir Resmini Çekin

Bu düşünüzdeki sizin resminizdir. Resimde kendinizi bulun ve onu her bakımdan net olarak görmeye çalışın.

Fotoğraftaki siz nasıl biri? Rahman’ın has kullarının hangi özelliklerini taşıyor? Kendinizi yukarıdaki ayetlerde yer alan tüm nitelikleri en güzel bi­çimde yerine getiren biri olarak fotoğraflaştırın.

Zihninizdeki düşünüzün fotoğrafına dikkatle bakın! Orada sizi görün.

  • Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmayan…
  • Allah’ın ha­ram kıldığı cana haksız yere kıymayan…
  • Zina etmeyen…
  • Yalan yere şahitlik etmeyen…
  • Boş sözlerle karşılaştığında vakar ile (oradan) geçip giden…
  • Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davran­ma­yan…
  • Harcadığında ne israf ne de cimrilik etmeyip; ikisi arasında orta bir yol tu­tan…
  • Ve Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl! diyen sizi görün!

Düşünüzün fotoğrafında kendinizi bu şekilde net olarak görünceye kadar ona bakın. Sizi gösteren resminizde maddî manevî hiçbir bulanıklık olmamalı. Kendinizi son derece berrak ve belirgin görmelisiniz.

Fotoğraftaki bu kişi sizsiniz…

  • Yeryüzünde tevazu ile yürüyorsunuz…
  • Bayağı insanlar size laf atıyor ama siz incitmeksizin “Selam!” deyip geçiyorsunuz…
  • Gecenin ortasında tatlı uykunuzu bölüp, dua ve zikirle yataktan kalkıyorsunuz. Biraz sonra abdest alıp, göz yaşları içinde namaza duracaksınız.
  • Namazını bitirdiniz. Dudaklarınızda bir terennüm, gecenin sessizliğine doğru açılı­yorsunuz. “Rabbimiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı ge­lip geçici değil, devamlıdır. Orası cidden ne kötü bir yerleşme ve ikamet yeridir!” diye dua ediyorsunuz…

Düşünüzdeki kendinizi izlemeyi sürdürüyorsunuz…

Artık Rabbinize kavuştunuz.. Şu kendilerine cennetin en yüksek makamı verilenleri bakın! Cennette hürmet ve selamla karşılanan ve orada ebedi kalacak olanlara dik­katle inceleyin! Yüzü sevinç ve neşe ile parıldayan sizi onlar içinde fark edin!  İşte oradasınız ve cennete doğru yürüyorsunuz. Orası gerçekten ne güzel bir yerleşim merkezi değil mi? Bunu görün!

Henüz göremiyorsanız, üzülmeyin! Bakmaya devam edin! Kendinizi bu fotoğraf ka­relerinde çok belirgin olarak görünceye kadar bakmayı sürdürün! Unutmayın, cennet buradan bakmakla görülmez; ama görenler de ancak bakanlardır!

Düşünüzde kendinizi ne kadar net görebilirseniz, kendinizi hedefinize o kadar ada­yabilir ve olmak istediğiniz kişiyi olabilirsiniz. Ne olduğunu bilmiyorsanız, istediğiniz şeyi asla elde edemezsiniz. Unutmayın, nereye gittiğini bilen adama herkes yol açar.

2. Belirlediğiniz Hedefinize Bağlı Kalın

Hedefinizi net olarak tanımladıktan ve ona ulaşmak için doğru yola koyulduktan sonra hiçbir şeyin sizi hedefinizden saptırmasına asla izin vermeyin. Zaman zaman hedeften sapabilir, bazı engelleyiciler sizi ona ulaşmaktan alıkoyabilir. Bu durumu fark ettiğiniz an, tekrar hedefinize odaklanın. Düştüğünüz yerden kalkın; durduğunuz yerden tekrar yola koyulun.

Şu an ne yapıyorsunuz? Yaptığınız iş, hedefinizle ne kadar bağdaşıyor? Yaptığınızın düşünüzdeki sizi gerçekleştirme yolunda size katkısı nedir? Gündelik hayatınızda yaptık­larınız düşünüzdeki siz olmanızı ne oranda sağlıyor? Yoksa engelliyor, geciktiriyor mu? Yaşantınızı gözlemleyin ve gerekeni yapın.

Burada dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta daha var. Çok insan bu noktada ya­nıldığı için düşlerindeki kişi olmayı bir türlü gerçekleştirememiştir. Bu, “hedefe bağlı kalmak” ile “hedefe olan ilgiyi kaybetmemek” arasındaki farktır. Bizler ilgimizi kaybet­mediğiniz konulara her zaman bağlı değilizdir. Bundan dolayı, ilgiyi kaybetmemek, ilgi duyulan konuda bir çaba ortaya koymayı gerektirmez. Mesela; müziğe ilgili olabiliriz; ama müzik alanında çalışmak istemeyebiliriz. Oysa bağlılık bunun tam aksinedir; o, uğ­runda çaba ve gayreti gerektirir. Bir konuda bağlılık söz konusuysa, tüm gücümüzle ona ulaşmak için gayret ederiz ve o konu hayatımızda öncelikli bir yere sahip olur. Bağlılık, kendini adamayı beraberinde şart koşar. Bundan dolayı, hedefinize duyduğunuz ilgiyi, bağlılığa dönüştürmedikçe, düşünüzdeki siz olmak için ilerken en küçük bir mesafe kat edemezsiniz.

Bu amaçla hedefinizi sürekli size hatırlatacak araçlar bulmalı, yöntemler geliştirme­lisiniz. Bu hedefinize olan bağlılığınızda sizi motive edecek, sizi coşkulu kılacaktır. Coş­kunuz olmadan düşünüzdeki siz olamayacağınızı, “Rahman’ın has kulları olma” hedefi­nizi gerçekleştirmeyeceğinizi bilmelisiniz. Coşku bitmeyen bir içsel güçtür. Bu güce her zaman ihtiyacınız olacaktır.

3. Hedefinizi Bir Kağıda Yazın ve Sürekli Görebileceğiniz Bir Yere Asın

Mesela, bir kağıda “Rahman’ın has kulları”nın temel nitelik ve eylemlerinden biri olan şunu yazın: “Ekim ayında gecelerimi Rabbime secde ederek ve kıyam durarak ge­çirdim.” (Buraya yukarıda maddeler halinde verdiğimiz hedef tanımında yer alan cümle­leri yazacaksınız. Mesela, “Ekim ayında yeryüzünde tevazu ile yürüdüm.”, Ekim ayında kendini bilmez kimseler bana laf attığında incitmeksizin “Selam!” deyip geçtim.” vb.) Bu kağıdı sürekli görebileceğiniz bir yere asın.

Hedefinizi “Ekim ayında gecelerimi Rabbime secde ederek ve kıyam durarak ge­çirmek istiyorum.” ya da “Ekim ayında gecelerimi Rabbime secde ederek ve kıyam dura­rak geçireceğim.” şeklinde değil de sanki olmuş gibi yazın. Bu şekilde bir yazım, hem daha motive edicidir; hem de bu şekilde artık bir hedefinizin olduğunu sürekli hatırlar ve kendinize karşı olan sorumluluğunuzu asla unutmazsınız.

4. Etrafınızdaki İnsanlara Hedefinizden Bahsedin

Çevrenizdeki insanlara düş ve hedefinizden bahsetmenin önemli ve bunun hedefe giden yoldaki yürüyüşünüzde etkisinin büyük olacağını unutmayın. Böylelikle çevreniz­den alacağınız destek ile kendinizi hedefinizi gerçekleştirmeye daha fazla şartlarsınız. Çünkü artık bu hedef, hem sizin kendinize hem de başkalarına karşı gerçekleştirmeye söz verdiğiniz bir iş olmuştur. Ayrıca “Rahman’ın has kulları olma” hedefiniz doğrultusunda kendi kendinizi motive edebilseniz bile, bunu, etrafınızdakilerin yardımı ve desteğiyle yaptığınızda daha kısa sürede ve daha ileri seviyede gerçekleştirebilirsiniz. Mesela, düşüncele­rine saygı gösterdiğiniz kişilerden, Ekim ayında geceleri Allah’a secde ederek ve kıyam durarak geçirmeyi başarma konusunda öneriler vermelerini isteyebilirsiniz.

5. Hedefinizi Gerçekleştirmenizi Sağlayacak Doğru Bir Plan Yapın

Düşünüzdeki siz olmak için yapmanız veya değiştirmeniz gerekenleri bir kağıda ya­zın. Bu, hedefinizi gerçekleştirmenin planı olacaktır. Mesela, Ekim ayı boyunca, Kasım ayına kadar “Rahman’ın has kulları olma” hedefinizi gerçekleştirmek için neler yapabile­ceğinizi tek tek not edin. Bunları yapmak için ihtiyacınız olan süreleri de yanlarına yazın.

Unutmayın, böyle bir planla hem düzenli bir çalışma programınız olur hem de sü­rekli kendinizi kontrol edebilirsiniz. Hedefiniz için ihtiyacınız olan sürenin gerçeklere uygun olmasına dikkat edin. Çünkü eğer bu süre ve yaptığınız çalışma planı gerçeklere uygun olmazsa, planlarınızı gerçekleştirmeniz mümkün olmaz.  Bu mümkün olmadığında ise, hayal kırıklığı yaşarsınız. Hayal kırıklığı, idealist insanları yarı yolda koyan bir engel, onları yaşarlarken öldüren bir zehirdir. Bundan ancak, her an taptaze ve dipdiri bir ümitle kurtulabilirsiniz. Ümidiniz, bitmeyen yakıtınız olsun. Ümit, imanın ikiz kardeşidir. İma­nın olduğu her yerde ümit de vardır. Yeter ki, doğru biçimde iman etmesini, bakmasını, görmesini bilelim. Ümitlerini öldürenler, ondan önce imanlarını öldürmüşlerdir.

6. Son ve en Önemli Basamak: Harekete Geçin!

Bu aşama; hedefinizle ilgilenmekle, kendinizi hedefinize adama arasındaki farkın ortaya çıkacağı aşamadır. Hedefe sadece ilgi duyuluyorsa, orada eylem ve çaba yoktur. Zira ilgi, uzun süre varlığını sürdüremeyeceği için harekete geçtikten kısa bir süre sonra yok olur ve yeni düşünce ve hedefler aramaya başlarsınız. İlgi, insanı uğrunda eylem ve çaba göstermeye sevk edecek güç ve cazibede değildir. O sadece ilk adımdır. Siz bir şeye önce ilgi duyarsınız. Sonra ilginiz bağlılığa dönüşür. “Rahman’ın has kulları olma” hede­finiz, ilgi konusu olarak kalmaya devam ettiği sürece siz onu gerçekleştirme uğrunda hiç­bir mesafe alamayacaksınız demektir. Bir şeyler yapıyor görünseniz bile, yapılanlar de­rinlikli, kalıcı ve sürekli olmayacaktır. Hedefinize kendinizi adarsanız, onda ısrar göstere­bilirsiniz. Israrlı bir tutum içinde olmanız ise, bir süre sonra hedefinize ulaşmanızı müm­kün kılar.

Harekete geçmeden önce şevk ve coşkunun gelmesini beklerseniz, hiçbir zaman harekete geçe­mezsiniz. Siz önce harekete geçin; şevk ve coşku arkadan gelecektir.

Manevî Muhasebenizi Tutun!

Hedeflediklerinizin ne kadarını gerçekleştirdiğinizi ve bu aşamalardan hangisinde olduğunuzu her gün gözden geçirin, manevî muhasebenizi tutun. Kâr ve zara­rınızı hesaplayın. Belki “Rahman’ın has kulları olma” hedefiniz, düşünüzdeki siz olma yönündeki çabanız, önünüzdeki ay gelişme göstermeyecektir. Ama düzenli bir şekilde hedefinize ulaşmak için çabalarsanız, daha sonraki aylarda bunun gerçekleşme olasılığı oldukça yüksektir.

Unutmayın, hedefe ulaşmak, düşü yaşamak sabır gerektiren bir süreçtir. Bu süreç­teki en önemli nokta yılmamaktır. Yaptığınız planı uygulamayı sürdürür, onu yaşam felsefeniz hâline getirebilirseniz, düşlerinizin nasıl net hedeflere ve hedefleri­nizin de nasıl aydınlık gerçeklere dönüştüğünü görürsünüz. Ama biraz ısrar ve sabır ge­rek.

Hatalar ve Başarısızlıklar Sizi Yıldırmasın!

Bu yolda hata yapmak, sizi yıldırmasın! Hatalarınızı kabullenin. Onların sorumlulu­ğunu üstlenin. Hatalarınızdan başkalarını sorumlu tutmayın. Başkalarını suçlamak hata­lardan kurtulmanın en kolay yoludur. Ama bu aynı yanlışları tekrar tekrar yapmanıza ne­den olur. Hatanızın asıl kaynağını düşünün; çünkü hata yapmanıza neden olan asıl nok­taya ulaşmak, yanlışın tekrarlanmaması için kesin çözüme ulaşmanızı sağlar. Düşlerini gerçekleştirmiş kişilerin çoğunun, geçmişte çok ciddi hatalar yapmış insanlar olduğunu ve siz dahil herkesin hata yapabileceğini unutmayın. Kimse mükemmel değildir. Kimi zaman geriye döndürülmesi imkansız hatalar yapsanız bile, bu hatalardan ders almak, sizi başa­rıya götürecektir. Ama hatalarınıza bakarak, yenildiğinize gerçekten inanır ve bu inancı sürdürürseniz, gerçekten yenilir ve hiçbir zaman düşünüzü yaşayamazsınız.

Düşleyin, Hedefleyin, Gerçekleştirin!

Düşleyin! Her türlü olumsuz maddî ve manevî durum ve şartlara rağmen, düşünüzü görün! Düşünüzden ne kadar uzak olursanız olun,düşünüzü yaşayan kendinizi seyredin!

Düşleriniz büyük olsun. Düşleriniz büyük olduğunda gerçekleştir­dikleriniz de büyük olacaktır. Büyük işler başardığınızda, kazanımlarınızda büyük ola­caktır.

Yeteri kadar istediğinizde ve gereken bedeli ödediğinizde, hemen her şeyin mümkün olabileceğini unutmayın.

Osman ARPAÇUKURU


About osmanarpacukuru

Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Öğretim Görevlisi

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Boşluğa e-posta adresinizi girin ve altındaki butona tıklayın.
Enter your e-mail address in the space and click the button below.
أدخل عنوان بريدك الإلكتروني في الفراغ ثم انقر على الزر أدناه

Arşİvler

Zİyaretçİ Sayısı

  • 53,773 Kişi
%d blogcu bunu beğendi: