Okuyorsunuz...
Genel

Mutluluğumuzu Tehdit Eden En Büyük Düşman Kim ?

MUTLU OLMAK İÇİN YARATILDIK

Zihnimizde belirir belirmez, içimizde nedenini bilemediğimiz bir genişlik, sevinç ve huzuru da beraberinde getiren bir sihirli kelime, mutluluk… Ömür boyu süren bir özlemin ve çabanın da konusu ve hedefi… Ellerimizi başımıza koyup, sağlam bir kafayla bugüne kadarki uğraşılarımızın, çabalarımızın, hayallerimizin, hedeflerimizin ne olduğuna, niçin olduğuna baktığımızda görebildiğimiz tek gerçek… Niçin yaşıyoruz sorusuna verilebilecek tek kısa cevabın adresi…

Bu soruya farklı cevap verilebilirse de gerçekte tüm cevapların özünde bu var: Mutlu olmak için yaşıyor, dünya denilen bu yerleşim alanında, cennetteki o güzel yaşantımızı tekrar kurabilmek için uğraşıyoruz. Cennete duyulan özlem, gerçekte oradaki mutluluğa duyulan özlemin ifadesidir. Mutlu olmak için okuyor, çalışıyor, para kazanıyoruz. “Daha iyi bir gelecek” mantığının arkasındaki anlayış da bu. “Daha iyi bir gelecek”, “bugünkünden daha mutlu yarınlar” anlamına geliyor. Daha iyi bir iş, yükselen kariyer hayatı ve daha yüksek maaş; nihayetinde daha mutlu bir yaşam için arzulanıyor. Bunun için planlar, programlar hazırlıyor, uygulamaya çalışıyoruz. Biz mutlu olmak için yaratıldık. Dünya bunun için kuruldu… Allah, kitaplarını ve peygamberlerini dünya üzerinde mutluluğu tesis etsinler diye için gönderdi.

İNSANIN MUTLULUĞUNA İPOTEK KOYMAYA ÇALIŞAN KİM?

Ancak üzülerek belirtelim ki, insanın yeryüzü üzerindeki mutluluğunun gerçekleştirilmesi için bir yanda uğraşılar verilirken, diğer yandan bu mutluluğu çekemeyen düşmanlar onu önlemeye, mecrasından çıkarmaya, çarpıtarak anlam karmaşasına yol açıp, böylelikle mutsuzluğu mutluluk diye pazarlamaya, buna yönlendirmeye, özendirmeye çalışmaktadırlar. Mutluluğu dinamitleyecek her şeye serbesti getirilmektedir.

Peki, kimdir, insanın mutluluğuna ipotek koymaya çalışan?, Onu insandan kıskanan?, İnsana mutluluğu çok gören?, Onu mutluluğun zahmetli yolundan, gam ve kederin neşeli, fesleğenler döşeli yoluna çekmeye çalışan?, Mutluluğumuzu tehdit eden en büyük düşman kimdir?

İnsanlar içinde bulundukları durumun gereği ya da düşünce ufuklarının erişebildiği noktada ulaştıkları sonuç olarak bu soruya farklı cevaplar verebilirler. Biz de bunların ötesinde Kur’an ve Hadis’in ve bunları asırlar boyu bizlere yorumlayan merhum ve yaşayan âlimlerimizin bizde oluşturduğu görüş açımızla görebildiğimiz düşmanı size gösterecek, kalemimizle ona işaret edeceğiz. Bu yazıyı okuyup bitirdiğiniz de bu düşmanın size çok da yabancı olmadığını göreceksiniz.

Ne uzun zamandır yaşadığımız, artık hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan ekonomik krizler; ne sürekli yükselen, ne hikmetse bir türlü yerinden alaşağı edilemeyen enflasyon canavarı; ne sayısı milyonları bulan ve bizim de hem an aralarına katılmaktan korktuğumuz işsizlik;  ne de bir başka ekonomik sebep… Bunların hiçbiri bizim mutluluğumuzun önündeki en büyük düşman değil. Ne halkına saygı duymayan, insan olmanın yaratılıştan getirdiği kazanımlar olan haklarını onlara çok gören, rotası batıya çevrili, istikrarsız yönetimler… Ne dirayetsiz, halktan kopuk, görüş derinliği, çözüm üretebilme yeteneği bulunmayan yöneticiler… Ne yeryüzünde fitne ve fesadı körükleyen, emperyalist gözlüğü bir türlü gözünden çıkarmayan Amerika ve yandaşlarının olası inşallah olmayası Irak’a saldırısı… Ne Müslüman coğrafyanın her bir karış toprağında akan kan; ne de bir başka siyasi sorun…

Evet, bunların da hiçbiri bizim mutluluğumuzu tehdit eden en büyük düşmanımız değil. Ne asi, vurdumduymaz, sorumsuz, kişiliksiz çocuklarımız… Ne artık birbirlerini aylarca görmeyen, ziyaret etmeyen,  birbirlerinin sevinç ve kederlerini başkalarından öğrenen akrabalık ilişkilerimiz… Ne her gün bize ve ailemize en öldürücü zehirlerini akıtan, beyinlerimizi yıkayan, insanlığımızdan bizi soyutlamaya çalışan yazılı ve görsel medya… Ne başörtümüz ve sakalımız bahane gösterilerek okul kapılarından geri çevrilişimiz… Ne de bir başka şey… Evet, bunların da hiçbiri bizim mutluluğumuzun önündeki en büyük düşman değil.

ÖYLEYSE EN BÜYÜK DÜŞMAN KİM?

Düşman belli…

Okuyan, kavrayan, düşünen insan için bu sorunun cevabı açıktır. Mutluluğumuzu tehdit eden en büyük düşman, kaburgalarımız arasında sıkışmış gibi duran; İslam’ın aydınlık yolunda salih amelle bir araya gelemeyen, günahın gizlisine batmış nefsimizdir.

Kalbimiz ile görünen ibadetlerimiz (zahirimiz) arasındaki bağı koparmış; böylelikle kendisini Allah’a yaklaştıracak olan vasıtayı da kaybetmiş olan nefsimiz. Dünyaya Allah’ın takdir ettiğinden daha fazla değer veren, ona dört elle sarılan, ölümden asla hoşlanmayan nefsimiz (Bilmez ki ölüm, gerçek, bitimsiz mutluluğa ermenin tek kapısıdır.)… Sonu gelmez özlem ve arzularının peşinde bir ömür boyunca koşturup duran; ama bir türlü onlara ulaşamayan, iç huzurunu yakalayamayan, içindeki boşluğu bir türlü dolduramayan nefsimiz. Evet, mutluluğumuzun önündeki en büyük tehlike, iç dünyasında Allah ile bağını koparmış, gizli günaha batmış nefsimizdir, kalbimizdir, benliğimizdir.

Peki, nefis, insan için nasıl bir tehlike oluşturuyor? Nefsiniz, günaha batmış, Allah ile bağını koparmışsa bu sizi niye ilgilendiriyor? Nefis dediğimiz şey, hayatımıza yön veren benliğimizden başka bir şey değil. Hayatımızın gidişatı, onun çizeceği güzergâhla doğrudan ilgili. Nasıl bir yaşam tarzı ortaya koyacağımız, benliğimizde şekillenen yaşam biçiminin dışa yansımasından ibarettir.

Allah “Her kim benliğini arındırırsa, kesinlikle mutluluğa erişecektir; onu karanlığa gömen ise hüsrandadır” (Şems, 9-10) buyurarak, mutluluğa ulaştıracak yolu ve bu yolda düşman olarak benliğimizi göstermektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bir hadislerinde “İnsan bedeninde bir et parçası vardır ki, bu et parçası düzeldiğinde bütün beden düzelir; bozulduğunda bütün beden bozulur. Dikkat edin, bu et parçası, kalptir.” buyurarak, kalbin, insan hayatının istikamet ve doğruluk ya da sapıklık üzere olmasında etkin ve belirleyici olduğunu haber vermiştir.

Ayet ve hadislerden anlamaktayız ki mutluluğumuz, nefsimizin/benliğimizin (ya da kalbimizin; bunlar tümü aynı şeyi anlatıyor) arınmasına bağlıdır. O arınmadıkça mutluluğa erişmemiz mümkün görünmemektedir… Mutluluğa erişememiş insanın sonu ise mutsuzluk/hüsrandan başka bir şey değildir… Günaha batmış, günahla yoğrulup şekillenmiş benliğimiz, mutluluğumuzun önündeki en büyük düşman olarak pusudadır.

MUTLULUĞUN SIRRI NEREDE? 

İnsan hayatı, sadece dünya üzerinde geçirdiği zaman diliminden ibaret olmadığı gibi mutluluğu da sadece bu süre içindeki mutluluğuyla sınırlandırılamaz. Hayatı sadece görünenden ibaret olarak algılayanların mutluluğu da (ki buna mutluluk denirse?!) görünen hayatın son bulmasıyla sona ermekte; ardından kavurucu  bir pişmanlık ve mutsuzluk onu sarmaktadır. Dünyayı bu şekilde algılayanların elbette ki benliklerini arındırmaları da beklenemez. Benliklerinin arındıramayanların ise mutlu bir dünya kurmaları, mutluluğu hem kendi iç dünyalarında hem de en yakınlarından en uzağa doğru toplumda yaygınlaştırmaları mümkün değildir.

Mutluluk; Allah’a gönülden bir kullukla, O’nunla yakın ve derin bir ilişkiyi ömür boyu sürdürmekle tam anlamını kazanır. Bu sağlanmadan, ortaya konulmaya çalışılan her mutluluk girişimi, güdük ve başarısız olmaya mahkûmdur. Böyle bir mutluluk, sahte, yapay bir mutluluktan, mutluluğun soyut görüntüsünden ibarettir. Bu ise, insanın yaratılış amacı, yeryüzü üzerindeki hedef ve çabalarının, oluşturmaya çalıştığı medeniyetin konusu ve hedefi olamaz, olmamalıdır. Çünkü bu tür bir anlayış ve bu anlayış çerçevesinde ortaya konan hayat, tam bir aldanış ve hüsran olacaktır. Hüsrana ise gizli günaha batmış benlikten başka kim talip olur, onun ardınca sürüklenir?

Mutluluğunuz, nefsinizin arınmasına; nefsinizin arınması ise, onun gizli günahlarından kurtarılmasına bağlıdır. Gizli, içsel günahlardan uzak, övülmüş ahlaki erdemlerle süslü kalp/benlik, İslam’ın temel hedeflerindendir. Zira kulluk bu şekilde Allah’ın istediği kıvam ve olgunluğa ulaşmaktadır. Bu sağlanmadan, Allah’a yakınlık söz konusu olamaz, ibadetler kendisinden beklenen koruyuculuk vasfını gösteremez. Bir adı da mutluluk olan İslam’ın emir ve yasakları, insanın omzunu çökerten, sıkıntı ve zahmet kaynağı, meşakkatli, faydasız işler olarak algılanmaya başlanır. Arzulanan huzurlu, mutlu bireyler, aileler, toplumlar; kardeşlikler, birliktelikler meydana getirilemez.

NEFSİ ARINDIRMA ÇABALARI…

İnsanın mutluluğu, onun dünya üzerindeki çabalarının da amacı olunca, mutluluk üzerine söylenecek pek çok şey var. Ancak tüm anlatılanlar, mutluluğun önündeki en büyük düşman olan nefsin gizli günahından arındırılmasında kilitleniyor. Bunu çok iyi fark eden faziletli insanlar, geçmiş yüzyıllarda, bu uğurda ortaya konacak çabanın, “cihad” olduğunu ve öneminin büyüklüğünü çok iyi kavramışlardı.  İnsanın mutluluğu için ortaya konulan bu çabanın, aynı zamanda Allah’ın rızasını kazandıracak ve kulluğuna ulaştıracak yegâne yol olduğunu da iyi teşhis etmişler ve tüm kuvvet ve gayretlerini bu yolda kullanmışlardı.

Eğer kendi iç dünyamızda, ailemizde, çevremizde, sosyal yaşamın içinde mutlu olmak, mutluluğu yaşamak ve aynı zamanda Allah’a yakın olmanın hazzına ermek, kulluğun olgunluğuna ulaşmak istiyorsak, bizim de faziletli insanların yolunu sağlamca öğrenmemiz, ilim, basiret ve kararlılıkla aynı yolu izlememiz gerekiyor. Başta Hz. Peygamber (s.a.v.) olmak üzere onların hayatı ve bu uğurda koydukları bizim için önümüzü aydınlatan birer meşale, çözülen dizlerimize kuvvet, kararan gözlerimize ışıktır. Bize kalan; sadece bu yolu iyi tespit etmek ve kararlılıkla yürümektir. Gerisi… Gerisi Mevla’ya kalmış. O güzeldir, neylerse güzel eyleyendir.

About osmanarpacukuru

Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Öğretim Görevlisi

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Boşluğa e-posta adresinizi girin ve altındaki butona tıklayın.
Enter your e-mail address in the space and click the button below.
أدخل عنوان بريدك الإلكتروني في الفراغ ثم انقر على الزر أدناه

Arşİvler

Zİyaretçİ Sayısı

  • 53,773 Kişi
%d blogcu bunu beğendi: