Okuyorsunuz...
Genel

Sanadır Bu Mektubum

ikon_2

Sevgili dostum..
Sanadır bu mektubum..

Zira beni bir sen anlarsın, bir de ben. Bir de O, en iyi..

Bu, duygu pınarlarımın en derinlerinden arıtarak art arda dizdiğim içten sözlerim, senin için.. Bağırsam sesimi duyar, düş­sem elimden tutar, üşüsem giydirir misin? Bilmek, duy­mak, görmek isterim.

İçimin sessiz çığlıklarından ses telle­rim tarumar oldu, ruhumun boşluklarından hâlâ düşmede­yim; ve ah!.. Bir de gönlümü buz kesen şu içimdeki karakış olmasa.. Ses­siz, boşlukta ve soğuk.. Ama umutlu, ama hoş­nut; ama gözlerim ışıl ışıl ötelerden yana..

Benim için göz pınarlarının önündeki seti yıkacak bir dost aradığım­dan değil sana bu sözlerim. Zira ben zaten boğulma­dayım her gün içime akıttığım kendi okyanu­sumda. Ağlayacak biri değil, ama belki, pınarları kurumuş gönül coğrafyama yeniden hüznü ve sevgiyi akıtacak bir güçlü çağla­yandır aradığım. Sen benim için çağlar mısın?..

Şehir hayatı çileli hayattır, derdi babam; haklıy­mış. Ya­şa­mak bir başka zor, yeşili ve kahverengiyi sürgün eden beton ve asfaltın ortak saltanatında. Ma­visini kaybetmiş göğünde yıldız­ları bile sönük, sahte aydınlıklar sunan lam­baları altında şehrin. Masmavi gökler altında kurulu, için­den her türden ırmakların çağıldadığı âsûde has bahçelere (cennete) duyulan saf özlem, sermaye oluyor geçici tatil köylerine; birilerinin kasaları doluyor.

Yok, dostum..

Şehrin insanı da şehir gibi; acımasız ve sevimsiz, yapmacık ve sahte. Sevgi, şefkat, cömertlik, alçakgönüllülük, doğruluk, dürüst­lük, akrabalık, komşuluk, arkadaşlık… Aklına ne ge­lirse insanî güzellik ve faziletten yana, valizini toplayıp gideli hayli zaman ol­muş; bir adı kalmış geride sadece erdemin.

Kadınları utanma yoksunu, ihtiyarları yaşama ölümsüzcesine düşkün, gençleri tembel mi olur hep kentlerin? Neden bu kadar kalabalık olur sanki şehirler? İnsan sayısı kadar araba, araba sayısı kadar da gürültü ve duman. Ah! Nerede şimdi köyümün o yemye­şil yaylaları; bol oksijenli, serin, tertemiz havası ve buz gibi ır­makları. Gözümde tütüyor canım memleketim.. Sahi, senin de memleketin var mı, hasretiyle yandığın, en ötelerde ku­rulu seni bekleyen? Şehirlere inat mutlu, güvenli ve bir o kadar da ebedî.. Şüpheden arınmış kesin bir inançla inanıyo­rum.

kitap ve mumSevgili dostum..

İnsan çok çabuk hasta oluyor şehirde. Ama iyileşmesi has­talanması kadar çabuk olmuyor nedense. Tam bir korun­mayı gerçekleştire­bilmek için çok sıkı iç dene­time, her an kendi ken­dini gözaltında tutmaya, uyanık bilince, derin dü­şünceye ve daimi zikre ihtiyaç duyuyor insan. Bunları olmadan gerçek esenlik ve mutluluğun kılavuzu selim bir kalbe sahip olabilmek; dahası sahip olunan böyle bir kalbi hastalıktan koruyabilmek oldukça zor.

Bilmem duydun mu, anlatırlar:

Allah dostu, büyük âlim Hasan Basrî beraberinde bir genç ile Basra çarşılarını gezi­yormuş bir gün. Derken bir dok­tora rastlamışlar. Doktor bir sandalyeye oturmuş; bir grup insan da kümelenmiş etrafında, hastalıklarına iyi gele­cek ilacı soru­yorlarmış.

Hasan Basrî’nin yanındaki genç ileri doğru atılarak: “Ey doktor!” demiş. “Gü­nahları temiz­leyen, kalp hastalıklarına iyi gelen bir ilâcın var mı?” diye sor­muş. “Evet” diye cevap vermiş doktor. “Ver de görelim” demiş genç. “Şunları yap:” demiş doktor.

“Fakirlik ağacının kökünü alçakgönüllülük ağacının köküyle karıştır. Karı­şımın içine tövbe eriyiğini kat. Bu karışımı hoşnutluk havanına at ve kanaatkârlık tok­mağı ile bir güzel döv. Sonra takva tence­resine boşal­tıp, ardından üzerine edep su­yundan ilave et. Mu­hab­bet ateşinde kıvama gelinceye kadar kaynat. Daha sonra şükür kâsesine dökerek, ümit yelpazesi ile so­ğut. Ta­mam olunca hamd kaşığı ile her gün iç. Bu söyledikle­rimi yaptığın takdirde, bu ilaç, dünya ve ahiretin her türlü has­talık ve afetine karşı sana iyi gelecektir.”

İşte tam bir korunma­nın reçetesi!

Ki­tapla­rın Anası’ndan terkip edilmiş bu ilaçları Her Şeyi Bilen’den sorup öğren; ve belli aralıklarla düzenli ola­rak kullanmakta en küçük bir ihmal gösterme. Fe­laketini hazırlayan ölümcül bir hastalığa yakalanan ama bunun far­kında olmayan, üstelik ken­dini sağlıklı zanneden nice insan vardır; bir de sen bu cehalet ve gafleti işleme. Gizli günahın teşhisi zordur; her fırsatta manevî chek-uplar yaptır, arın her şeyden O’nun dı­şında.

kitap ve mumSevgili dostum..

Ne zaman içimin uçsuz çölle­rinde, gön­lümün karışık la­bi­rentlerinde kendimi kay­bedecek gibi olsam, kutlu davet seslenir bana her yol ayırımında. “Haydi, kurtuluşa, haydi namaza!” Yeni baştan dirilirim her namazla; kaybolan kim­liğimi bu­lur, ‘kul’ olurum; ve daha bir sıklaşır kararlı adımla­rım güzel menzile doğru. Yüzüm daha bir güzelleşir na­mazla, aynaları çatlatırca­sına. Yapmacık güzellikler vade­den kozmetik ürünlerin esa­misi bile okunmaz, namazın insanı güzelleştiren kalıcı etkisi ve kokusu yanında. Bu yüz­dendir, ne gözüne göz değmiş ne de eline el, bakışları eşle­rine kilitli huri kızların tutkunca namaz adamına âşık olmaları. Telâşım, aceleciliğim onlara daha güzel bir yüz ile çıkma çabamın sonu­cudur. Ve bu ne­denledir, bütün bu ayak sürçmelerim, düşüp yara­lanmala­rım; ve sana bu mektubum..

Anladım artık..

Yaratıcı’dan korkmak, gerçek gü­venlik; ken­dini Yaratıcı’dan güvende görmek ise Yaratıcı’yı tanıma­maktır. Kendini yaratılmış varlıklar­dan güvende görmek, öz­gürlük; on­lara karşı korkuyla dolmak köleliktir. Allah’tan her an ümitli olmak, fakir­liğin asla zarar veremeyeceği bir zen­ginlik; O’ndan ümit kesmek, zenginliğin yarar sağlamaya­cağı bir fakir­liktir. Gönlü zengin olana, cüzdanının fakir olması hiçbir zarar verme­yeceği gibi, gönlü fakir olana da cüzdanının kabarıklığı hiçbir fayda vermez.

Budur işte, kor­kunun yanı sıra içimi kapla­yan güvenin, huzurun ve ümidin nedeni. Ancak bu şekilde sağlaya­biliyorum dengemi, geçer­ken kıldan ince köprüyü. El­bette nefsi­nin özlem ve arzula­rını aklının kontrolünde tutan kişiye müj­deler olacaktır. Ve o kişiye de yazıklar ki, aklını nefsi­nin özlem ve arzularının eline teslim etmiş­tir. Benim için Yeryü­zünün ve Göklerin Sahibi’ne dua et..

Sana yeniden yazmak istiyorum.

Zira beni bir sen anlarsın, bir de ben. Bir de O, en iyi..

Arkadaşın Osman.

About osmanarpacukuru

Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Öğretim Görevlisi

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Boşluğa e-posta adresinizi girin ve altındaki butona tıklayın.
Enter your e-mail address in the space and click the button below.
أدخل عنوان بريدك الإلكتروني في الفراغ ثم انقر على الزر أدناه

Arşİvler

Zİyaretçİ Sayısı

  • 53,773 Kişi
%d blogcu bunu beğendi: