Okuyorsunuz...
Akademik

Arap Dilinde Soru Edatları

 ARAP DİLİNDE SORU EDATLARI

A)  Giriş

Soru” Arapça karşılığıyla “istifhâm“, daha önceden bilinmeyen bir şey hakkında onunla ilgili -sözlü veya yazılı- bilgi istemek, demektir.[1] Bu, zihinde önceden var olmayan bir bilginin oluşmasını istemektir ki, bu bilgi ya tasdik ya da tasavvur biçimindedir.[2]

Soru, bilinmeyen bir şeyi öğrenmek amacı ile kullanılmakla beraber bilinen şeyler hakkında da yöneltilebilir. Böylece bir takım edebî sanatlar meydana gelir. Bu sanatlar, ifadenin yapısı bakımından aynı mahiyette olsalar da mana incelikleri, bazı ayrılmalara yol açar.[3]

Arap dilinde sorularda kullanılmak üzere on bir adet soru edatı bulunmaktadır. Bunlardan ikisi harf olup, bunlar “أَ: mi” ve “هَلْ: mi”dir. Geri kalan dokuz tanesi isim olup, bunlar da “مَنْ: kim”, “مَا: ne”, “أَيُّ: hangi”, “أَيْنَ: nerede”, “مَتَى: ne zaman”, “كَيْفَ: nasıl”, “أَيَّانَ: ne zaman”, “كَمْ: kaç”, “أَنَّى: nerede” soru edatlarıdır.[4] Bu dokuz edatın isim olmalarının nedeni, nahiv açısından isimler gibi fail, mef’ûl vb. görevlerde bulunabilmeleridir. Harf olan iki soru edatı ise cümlede bu tür görevlerde bulunmaz. Örneğin, “مَنْ: kim” soru edatı, “مَنْ أَبْكَاكَ؟: seni kim ağlattı?” cümlesinde fail görevindedir.

Soru edatı, cümlenin baş tarafında bulunur.[5] Cümledeki yeri bakımından diğer isimlerden ayrıcalıklı durumdadır. O, söz konusu ayrıcalığını yapısal özelliğinden almaktadır. Şöyle ki; soru edatı, soru sorulan kimseyi uyarmakta ve soru soranın ihtiyacını karşısındakine bildirmektedir. Ayrıca cümleyi “haber”den “inşâ”ya dönüştürmektedir.[6] Bu sebeple cümlede diğer öğelerden önce gelme ayrıcalığı vardır; sonraya bırakılması yanlıştır.

Soru edatları, hakkında soru sorulan husus yani sorunun içeriği bakımından üçe ayrılırlar. Bu içerik tasdik veya tasavvurla ilgilidir.

Soru edatlarını tasdik veya tasavvur bakımından gruplandırmaya başlamadan önce, bu konuda yapılacak açıklamaların daha doğru ve iyi anlaşılabilmesi için önemli iki kavramı, “tasdik” ve “tasavvur”u kısaca izah etmek istiyoruz.

 B)  Tasdik ve Tasavvur Kavramları

1)   Tasdik

Tasdik”, iki şey veya durum arasında bir ilişki, alaka veya bağın bulunup bulunmadığını belirlemek, bu ilişkinin olumlu veya olumsuz hükmünü ortaya çıkarmaktır. Hükmün (müsnedin) fâil, nâib-i fâil veya mübteda (müsnedün ileyh) için sabit olup olmadığını öğrenmektir.[7]

Tasdikte, müsned ile müsnedün ileyh arasındaki ilişkinin hükmünü bilmemek söz konusudur ve bu esastır. Müsnedin bir denginin veya benzerinin bulunmaması bundan dolayıdır.[8]

Bu tür sorularda müsnedin meydana gelip gelmediği sorulduğu için soruda “أَمْ: yoksa” edatı yer almaz ve müsnedin bir dengi veya benzeri de bulunmaz. Bulunacak olursa, “بَلْ: bilakis” anlamında takdir olunur.[9] Bu soruların cevabı, “نَعَمْ: evet” veya “لاَ: hayır” sözlerinden veya aynı anlamda benzerlerinden biridir.[10]

Hüküm doğrulanmak ya da onaylanmak istenirse “نَعَمْ: evet”, aksi durumda “لاَ: hayır” denilerek cevap verilir. Sorunun yöneltildiği kişi, müsnedin içerdiği iş kendisi hakkında gerçekleşmediği halde soruya “نَعَمْ: evet” diyerek olumlu; gerçekleştiği halde de “لاَ: hayır” diyerek olumsuz cevap verecek olursa, bu durumda da istenen bilgiyi sunmuş ve böylece kendisine yöneltilen soruyu cevaplamış olacaktır. Ancak bu bilgi/cevap, gerçeğe aykırı olduğu için doğru değil, yalandır.

Örneğin; أَ سَافَرَ أَبُوكَ؟Baban yolculuğa çıktı mı?” sorusunda “yolculuğa çıkma” eylemi ile “baba” arasında bir ilişki, bağ olup olmadığı, diğer ifadeyle bu eylemin baba hakkında gerçekleşip gerçekleşmediğinin olumlu veya olumsuz hükmü sorulmaktadır. Dolayısıyla buna verilecek cevap “نَعَمْ: evet”, veya “لاَ: hayır”dır.[11]

2)   Tasavvur

Tasavvur”, birden fazla şeyden veya durumdan doğru olan ve mevcut olan birinin veya birkaçının belirlenmesidir.[12]

Tasavvura dair sorularda, hakkında soru sorulan müsnedün ileyh, müsned, mef’ûl, hâl veya zarf gibi öğelerden biri olur ve hemen “أ/hemze”den sonra gelir.[13] Ayrıca soruda “أَمْ: yoksa” edatı ve sonrasında da sorulan öğenin bir dengi veya benzeri bulunur.[14]

Tasavvura dair sorular, cevabı “نَعَمْ: evet” veya “لَا: hayır” biçiminde verilemeyen sorulardır. Bu soruların cevabı ancak, tanımlayıcı veya niteleyici mahiyette bir sözcükle ya da açıklamayla verilir. Bu da genellikle kişi, nesne, yer, mahiyet, nitelik, nicelik veya zaman bildiren bir sözdür.[15]

Örneğin; أَ جَلَسَ أَخُوكَ أَمْ قَامَ؟Kardeşin oturdu mu yoksa kalktı mı?” sorusu, kardeş hakkında “oturma” ve “kalkma” eylemlerinden hangisinin doğru ve mevcut olduğunu belirlemeye yöneliktir. Bu soruya evet ya da hayrı denilerek cevap verilemez, söz konusu eylemlerden doğru olanın tayin edilmesiyle cevaplandırılır.[16]

C)  Tasdik ve Tasavvur Bakımından Soru Edatları

Tasdik ve tasavvur bakımından soru edatlarının üç gruba ayrıldığını daha önce belirtmiştik. Söz konusu üç grup şunlardır:

1) Sadece tasdik amaçlı kullanılan soru edatı

Soru edatları içinde sadece tasdik amaçlı kullanılan tek soru edatı vardır, bu da “هَلْ: mi”dir. Bu soru edatı, tasavvur amaçlı sorularda kullanılmaz.[17]

Tasdik amaçlı sorular, cevabı, “evet” veya “hayırla” verilebilen sorulardır. Bir durumun, vasfın veya işin/davranışın bir şeyde veya kimsede mevcut olup olmadığının, gerçekleşip gerçekleşmediğinin olumlu veya olumsuz hükmünün sorulduğu sorulardır. Aşağıdaki örnek soru cümlesinde “هَلْ: mi” soru edatı tasdik sormak için kullanılmıştır.

هَلْ أَنْتَ تُرْكِيٌّ؟: Türk sün?”

Bu soru, Türklük vasfının muhatap kişide bulunup bulunmadığının olumlu veya olumsuz hükmünü sormaktadır. Bu vasıf kişide bulunuyorsa yani olumlu hükümde “evet”; bulunmuyorsa yani olumsuz hükümde de “hayır” sözü ile cevap verilir.

2) Sadece tasavvur amaçlı kullanılan soru edatları

Bunlar isim olan soru edatları olup şunlardır: “مَنْ: kim”, “مَا: ne”, “أَيُّ: hangi”, “أَيْنَ: nerede”, “مَتَى: ne zaman”, “كَيْفَ: nasıl”, “أَيَّانَ: ne zaman”, “كَمْ: kaç”, “أَنَّى: nerede”.[18]

Aşağıdaki örnek soru cümlesinde “كَمْ: kaç” soru edatı tasavvur yani zaman sormak için kullanılmıştır.

كَمْ سَاعَةً تَدْرُسُ فِي الْيَوْمِ؟: Günde kaç saat ders çalışıyorsun?”

Bu soru, ders çalışma süresini sormaktadır. Dolayısıyla bu soruya “نَعَمْ: evet” veya “لَا: hayır” denilerek cevap verilemez. Bu sorunun cevabı ancak, bir süre belirtildiğinde verilmiş olacaktır. Bunun dışında verilen cevaplar, sorunun cevabı olmayacaktır.

 3) Hem tasdik hem de tasavvur amaçlı kullanılan soru edatı

Bu, harf türündeki iki soru edatının ikincisi olan “أَ”dir.[19] Tasdik amaçlı kullanılan “هَلْ” soru harfinin sahip olduğu bütün özelliklere sahip olup, ayrıca tasavvur amaçlı sorularda da kullanılabilmesi ve daha başka özellikleriyle daha geniş bir kullanım alanına sahiptir.[20] Aşağıdaki örnek soru cümlelerinde yer alan “أَ: mi” soru harfini inceleyelim.

أَ تَدْرُسُ الْيَوْمَ أَمْ تَسْتَرِيحُ؟: Bugün çalışıyor musun yoksa dinleniyor musun?” soru cümlesinde “أَ” soru edatı, tasavvur amaçlı kullanılmıştır. “Çalışmak” veya “dinlenmek” seçeneklerinden birinin belirtilmesiyle cevap verilmiş olur.

 “أَ أَنْتَ كَسَرْتَ هَذَا؟: Bunu sen mi kırdın?” sorusunda ise “أَ” soru edatı tasdik amaçlı kullanılmıştır. Soru, “evet” veya “hayır” sözlerinden biri söylenmekle cevaplanmış olur.

Osman ARPAÇUKURU


[1] Bolelli, Nusrettin, Belağat, Rağbet Yayınları, İstanbul, 2000, s. 207

[2] es-Sekkâkî, İbn Ya’kûb Yûsuf b. Ebî Bekr Muhammed b. Alî, Miftâhu’l-ulûm, Dâru’l-kutubi’l-ilmiyye, Beyrût, 1407/1987, s. 303-304

[3] Kayapınar, Mustafa, Belağatta Talebî İnşâ, (Selçuk Üniversitesi SBE Arap Dili ve Belagati ABD, basılmamış doktora tezi), Konya, 2006, s. 99

[4] el-Kazvînî, Celaluddîn Muhammed b. Abdurrahmân el-Hatîb, el-Îdâh fî ulûmi’l-belâğa (Şrh.: Abdu’l-Mun’im Hafâcî), Beyrût, 1993, I-III, c. III, s. 55; İbn Cinnî, Ebu’l-Feth Usmân, el-Luma fi’l-Arabiyye (Thk. Fâiz Fâris), Kuveyt, ty, s. 227-229; İbn Ya’îş, Muveffikuddîn Ya’îş b. Alî, Şerhu’l-Mufassal, Beyrut, ty., I-X, c. VIII, s. 150; es-Saîdî, Abdulmüteâl, el-Îdâh li-Telhîsi’l-miftâh fî ulûmi’l-belâğa, Mektebetu’l-Âdâb, 17. bs., 1426/2005, I-IV, c. II, s. 251; Kayapınar, a.g.e., s. 99

[5] ez-Zemahşerî, Cârullah Mahmûd b. Umer, el-Mufassal fî sın’ati’l-i’râb, (Thk. Dr. Ali Bû Melham), Beyrut, 1993, s. 438; İbn Ya’îş, a.g.e., c. VIII, s. 155

[6] el-Kazvînî, Celaluddîn Muhammed b. Abdurrahmân el-Hatîb, et-Telhîs fî ulûmi’l-belâğa (Şrh.: Abdurrahmân el-Berkûkî), Dâru’l-kitâbi’l-Arabî, Beyrût, 1992, s. 153; el-Îdâh, c. III, s. 55; İbn Ya’îş, a.g.e., c. VIII, s. 151; Kayapınar, a.g.e., s. 99

[7] el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 153; el-İdâh, c. III, s. 60; Kayapınar, a.g.e., s. 109; Bolelli, a.g.e., s. 208

[8] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 309; el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 155-156; el-İdâh, c. III, s. 57-58

[9] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 308; el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 154-155; el-İdâh, c. III, s. 57; İbn Hişâm el-Ensârî, Ebû Muhammed Abdullah Cemaluddîn b. Yûsuf b. Ahmed b. Abdullah, Muğni’l-lebîb an kutubi’l-eârîb (Thk.: Mâzin el-Mubârek, Muhammed Alî Hamdullah), Dâru’l-fikr, Beyrût, 1985, s. 457; Kayapınar, a.g.e., s. 110, dipnot: 594; Bolelli, a.g.e., s. 208; Akdemir, Hikmet, Belâğat Terimleri Ansiklopedisi, Nil Yay., İzmir, 1999, s. 140

[10] Bolelli, a.g.e., s. 208

[11] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 302-303

[12] el-Curcânî, Ebû Bekr Abdulkâhir b. Abdirrahman b. Muhammed, Delâilu’l-İ’câz fî ilmi’l-meânî, (Thk.: Mahmud Muhammed Şakir), Matbaatu’l-medenî, Kahire/Dâru’l-medenî, Cidde, 1992, s.111; el-Kazvînî, el-Îdâh, c. III, s. 55, 56

[13] el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 155

[14] Bolelli, a.g.e., s. 207

[15] el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 159; Bolelli, a.g.e., s. 208

[16] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 302-303

[17] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 308; el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 153, 155; el-Îdâh, c. III, s. 57; İbn Hişâm, a.g.e., s. 21, 456

[18] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 310; el-Kazvînî, et-Telhîs, s.153, 159; el-Îdâh, c. III, s. 61; İbn Hişâm, a.g.e., s. 21, 457

[19] es-Sekkâkî, a.g.e., s. 308; el-Kazvînî, et-Telhîs, s. 153, 154; el-Îdâh, c. III, s. 56; İbn Hişâm, a.g.e., s. 21, 457

[20] İbn Ya’îş, a.g.e., c. VIII, s. 151

About osmanarpacukuru

Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Öğretim Görevlisi

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Boşluğa e-posta adresinizi girin ve altındaki butona tıklayın.
Enter your e-mail address in the space and click the button below.
أدخل عنوان بريدك الإلكتروني في الفراغ ثم انقر على الزر أدناه

Arşİvler

Zİyaretçİ Sayısı

  • 53,773 Kişi
%d blogcu bunu beğendi: