Okuyorsunuz...
Akademik

Arap Dili Nahiv Ekolleri

001

A.   GİRİŞ

Nahiv ilminin, hicri birinci asrın ikinci yarısında Ebul-Esved ed-Duelî (v.69/688-689) tarafından kurulduğu kabul edilmektedir.[1] Onu nahiv ilmine ilk yönlendiren ve teşvik edenin Hz. Ali b. Ebû Tâlib (v.40/661) olduğuna dair rivayetler vardır. Bu rivayetlerde Hz. Ali’nin Ebu’l-Esved’e Arapların acemlerle karışması sonucu dillerindeki bozukluktan şikayet ettiği, bunu gidermek için de not şeklinde kısa bir metin bıraktığı geçmektedir. Hz. Ali Ebu’l-Esved’e bu kısa notu vermekte ve onu genişletmesini istemektedir.[2]

Nahvin esaslarının bizzat Hz. Ali tarafından kurulduğuna dair başka nakiller de olmakla beraber onun siyasi çalkantılarla yoğun biçimde meşgul olması sebebiyle sadece yol, yöntem göstermekle yetinmesi ve bizzat telif işine girişmemiş olması daha makuldür[3].

Tâbiîlerin ileri gelenlerinden olan Ebu’l-Esved ed-Duelî aynı zamanda döneminin dilbilgini, fakîh, muhaddis ve şairlerinden biridir. Hz. Ali’nin de teşvikiyle nahiv alanında çalışmalara başlamıştır.[4] Onun bu çalışmalarıyla, nahiv ilminin ilk ekol üolan Basra Nahiv Ekolü’nün de temeli atılmıştır.

Bazı rivayetlerde, nahiv ilminin kurucusu olarak Abdurrahman b. Hürmüz (v. 117/735) ve Nasr b. Âsım el-Leysî (v. 90/708)’nin adları geçse de bunların nahiv ilmini Ebu’l-Esved ed-Duelî’den öğrendikleri kaynaklarda kaydedilmiştir.[5]

Arap dili filolojisinin kuruluşu, klasik dil ve edebiyat malzemesinin derlenmesi, ayrıca ihtiyaç duyulan gramer ve lügat çalışmaları, ilk defa Arap yarımadasının kuzeydoğusunda Araplarla Arap olmayanlar arasında âdeta sınır vazifesi gören Basra’da başlamış, yaklaşık bir asır sonra da ona paralel olarak Kûfe’de başlayıp üç asır kadar devam etmiştir[6]. Hicrî üçüncü ve dördüncü asırda bu iki şehirde ortaya çıkan ekolün görüşlerini harmanlayan Bağdat ekolüyle nahiv çalışmaları sürmüştür.

Bu temel üç mezhebin yanında Mısır, Endülüs ve başka Arap beldelerinde de nahiv çalışmaları yapılmış ve önemli nahivciler yetişmiştir. Ancak Basra, Kûfe ve Bağdat kadar ileri gidilememiş ve bu üç ekol temel kabul edilmiştir.

 

B.   ARAP DİLİ NAHİV EKOLLERİ

1.   BASRA NAHİV EKOLÜ (BASRİYYÛN)

Basra Nahiv Ekolü, Arap nahvinin kurucusudur. İlk dil çalışmaları Basra’da yapılmış ve ilk Arap dilcileri bu şehirde yetişmişlerdir. Dil çalışmalarının Basra’da başlamış olmasında bu şehrin yabancı kültür ve düşüncesiyle, Yunan felsefesi ve Aristo mantığıyla olan ilişkisinin ileri düzeyde olması etkilidir[7].

Basra ekolünün çalışmaları duyum (sema’) ve kıyasa dayanmaktadır. Yine bu ekol dile yönelik hüküm, kural ve kaidelerle ilgili tahlilleri ileri götürmüştür. Arap dilini hatasız bir şekilde konuşan fasîh bedevîlerin çöle yakın bir şehir olan Basra’da toplanması, cahiliye dönemindeki Ukaz panayırını andıran Mirbed’in Basra’da bulunması gibi sebeplerden ötürü Basralı nahiv âlimleri, titizlikle seçtikleri bedevî Arapların fasîh lehçesini esas alıp, dile ait genel kurallar koymuşlar, bu kurallara uymayan şekilleri şâz kabul ederek, onlar için ayrıca kural koymaya gerek görmemişlerdir[8].

Basra Nahiv Ekolü’nün kurucusu, nahiv ilminin temelini koymuş olan Ebul-Esved ed-Duelî’dir.[9] Bu ekolün ilk hocasıolarak, pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Bu öğrencilerin en meşhurları, Anbese b. Madân ve Yahyâb. Mamer (v. 129/746)’dir.

Ebu’l-Esved ed-Duelî’nin öğrencileri de hocaları gibi kaliteli öğrenciler yetiştirmişlerdir. Anbese b. Ma’dân’ın öğrencilerinden Abdullah b. Ebû İshak el-Hadramî (v.127/745) ile Ebû Amr Zebân b. el-Alâ ilk filolojik çalışmalarla Arap dili ve edebiyatı tarihinde öne çıkmışlardır.[10]

Ebu’l-Esved’in ve öğrencilerinin gayretli çalışmaları sonucunda nahiv ilminde telif dönemi başlamış ve hicrî ikinci asırdan itibaren sarf ve nahive dair büyük-küçük birçok kitap kaleme alınmıştır. Ancak ilk teliflerin çoğu, ne yazık ki günümüze ulaşmamıştır.

Nahiv alanında kaleme alınmışilk kitabın Abdullah b. Ebû İshak’a ait olduğu rivayet edilir. Adı ve muhtevası bilinmeyen kitap günümüze ulaşmamıştır.[11]

Bu alanda kaleme alınmış ve adları tespit edilmiş en eski iki kitap, Abdullah b. Ebû İshak’ın öğrencisi İsa b. Ömer es-Sekafî (v.194/811)’ye aittir. Onun, günümüze kadar ulaşmamış ve adları Kitabul-Câmive Kitabul-mükemmel olan ve günümüze ulaşmayan bu iki önemli kitapla nahiv ilmi olgunlaşmaya başlamıştır.[12]

İsa b. Ömer es-Sekafî’nin öğrencisi Halil b. Ahmed (v. 175/791), lügat ve gramer çalışmalarına yön vermiş, Arap dilindeki ilk sözlük olan Kitabul-Ayn’ı kaleme almıştır. Kendisinin nahive dair kitabı olmamakla beraber Arap filolojisine en az bir yüz yıllık zaman kazandırdığı kabul edilmektedir.[13]

Basra Nahiv Ekolü’nün öne çıkan bir diğer ismi, Yunus b. Habîb’tir. Kendisi nahiv ilmine oldukça önemli hizmet ve katkılarda bulunmuş, Kitâbul-Emsâl ve Kitâbul-Lugat vb. önemli kitaplar kaleme almıştır.[14]

Basra Nahiv Ekolü’nün en önemli şahsiyetlerinden bir diğeri, kuşkusuz Sibeveyh lakabıyla meşhur olmuş olan Ebû Bişr Amr b. Osman (v.180/796)’dır. Halil b. Ahmed’in öğrencisi olan Sibeveyh’in el-Kitâb adlı eseri günümüze kadar ulaşmış olan ilk büyük nahiv kitabıdır[15]. Sibeveyh’in, İsa b. Ömer es-Sekafî’nin Kitâbul-Câmi’ini esas aldığıbu eserinde Arapça gramerinin en ince meselelerini bile tespit ettiği görülmektedir. el-Kitâb, daha sonraki Nahiv çalışmalarına kaynak ve model olmuş, hakkında birçok şerh yazılmışve zamanla alanının bir numaralıkaynağıhaline gelmiştir.[16]

Sibeveyh’in yetiştirdiği öğrencilerden biri olan ve daha çok Ahfeş lakabıyla tanınan Ebu’l-Hasen Saîd b. Mes’ade (v.215/830-831), hocasından sonra Basra Nahiv Ekolü’nün en önemli şahsiyetlerinden biridir. Kendisinin Kitâbul-Mekâyis fin-nahvi ve Kitâbul-İştikâk adlarında iki eserinin olduğu bilinmekte olup, bunlar günümüze ulaşmamıştır.[17]

Basra Nahiv Ekolü’nün meşhur diğer nahivcilerinden bazıları şunlardır[18]:

  • Eserlerinin büyük çoğunluğu gibi gramerle ilgili olanları da günümüze ulaşmamış olup sadece kitaplarının adlarını öğrendiğimiz nahiv âlimi Ebû Ubeyde Ma’mer b. el-Musennâ el-Basrî (v.210/825),
  • Edîb, nahivci, lügatçi ve muhaddis olan Ebû Zeyd el-Ensârî Saîd b. Evs (v.215/830),
  • Câhiliye dönemine dair elde bulunan bilgilerin çoğunun kendisinden alındığı Ebû Saîd  Abdulmelik b. Kurayb b. el-Esmaî el-Bâhilî (v.216/831),

  • Lügatçi ve dilci Ebû Amr el-Yezîdî,
  • Halil b. Ahmed’in öğrencisi, lügat ve dil çalışmalarıyla ünlü Müerric b. Amr b. es-Sedûsî (v.195/810),
  • Ebû Ubeyd Kâsım b. Sellâm el-Herevî (v. 223/837),
  • Sarf ile nahivin sınırlarını belirli bir şekilde ayıran ve Nahiv’e dair İlelun-nahv ve Sarf’a dair Kitâbut-Tasrîf adlı eserlerin müellifi Ebû Osmân Bekr b. el-Habîb el-Mâzinî (v. 246/860-861),

  • Ünlü râvî ve dilci Ebû Hâtim Sehl b. Muhammed es-Sicistânî (v.255/869),

  • el-Muktadab ve el-Kâmil adlı eserlerin müellifi Ebu’l-Abbâs el-Muberred el-Ezdî (v. 285/898),

  • Kitâbul-Muhtasar fin-nahv ve Kitâbul-İştikâk’ın müellifi olan ez-Zeccâc Ebû İshâk İbrahim b. Muhammed (v. 316/928),
  • el-Muberred’in öğrencisi ve Kitâbul-Usûl fin-nahv ve Kitâbul-Mucez adlı eserlerin yazarı Ebû Bekr Muhammed b. es-Serî İbnus-Serrâc (v. 316/929),
  • Ebû bekr Muhammed b. el-Hasen İbn Dureyd el-Ezdî (v. 321/933),

  • Şerhu Kitâbi Sibeveyh adlı eserin müellifi Ebû Saîd el-Hasen b. Abdullah b. el-Merzubân es-Sîrâfî (v. 368/980).

2.   KÛFE NAHİV EKOLÜ (KÛFİYYÛN)

İslam fetihleri sonucunda ana dili Arapça olmayan milletlerin İslâm’ı kabul edip Araplarla karışmasının sonucu olarak Kur’an kıraatinde yanlışokuyuşlar, Arap dilinin kullanımında hatalar ortaya çıkmıştır. Bu durumu önlemek ve yeni Müslümanlara doğru Arapçayı öğretmek amacıyla Arap dilinin doğru kullanım kaidelerinin tespitine dair ilk çalışmalar hicri birinci yüzyılın ikinci yarısında Basra’da başlamış, yaklaşık bir asır sonra da ona paralel çalışmalar Kûfe’de ortaya çıkmış ve üç asır kadar devam etmiştir. Bu iki çevredeki dil ve edebiyat çalışmaları, prensipleri ve meselelere bakış tarzları birbirinden farklı olan, dolayısıyla aralarında ihtilaflar bulunan iki dil mektebinin doğmasına yol açmıştır[19].

Önceleri Basra Nahiv Ekolü’nden faydalanarak yetişen ve hicri ikinci yüzyıl sonlarında ayrı bir grup oluşturan Kûfe Nahiv Ekolü, rekabet duygusunun etkisiyle gayretli bir çalışma içine girmiştir. Kûfe’de Ali b. Hamza el-Kisâî (ö.189/805) ve Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ (ö. 207/822) gibi iki büyük gramer âlimi yetiştikten sonra bu iki ekol mensupları arasında görüş ayrılıkları çoğalmıştır. İlk ihtilaf, Kûfe’nin temsilcisi Ebû Ca’fer er-Ruâsî (ö. 187/803) ile Basra’nın temsilcisi Halil b. Ahmed arasında başlamış, daha sonra Kûfeli el-Kisâîile Basralı Sibeveyh arasında devam etmiştir. Basralıların Emevî sempatizanı olmasına karşılık Kûfe’nin Bağdat’a yakın olması ve Kûfelilerin Hâşimîlere olan sempatileri sebebiyle Abbasî hanedanı ve vezirleri daha çok Kûfelilerin tarafını tutmuştur. Dolayısıyla ihtilafların ilmî olduğu kadar siyasî boyutu da vardır[20].

Basra Nahiv Ekolü ile Kûfe Nahiv Ekolü’nün takip ettikleri metod farklılık göstermiştir. Her iki ekol, çalışmalarını duyum (sema’) ve kıyasa dayandırmakla beraber, Basra Nahiv Ekolü, duyum konusunda fesahatlerine güvenilen çöl Araplarından rivayetler yapıp bu konuda titizlik gösterirken, Kûfe Nahiv Ekolü, bu konuda gevşek davranmıştır. Duyumdaki bu genişlik kıyasın uygulanmasına da yansımıştır. Bazen duyuma dayanmayan bir kullanımı esas kabul edip üzerine kıyas yapıldığı dahi görülmüştür[21].

İki ekol arasındaki ihtilâfı ele alan en kapsamlı ve meşhur eser, el-Enbârî’nin yazmış olduğu el-İnsâf fî mesâilil-hilâf beynen-nahviyyîn el-Basriyyîn vel-Kûfiyyîn’dir. el-Enbârî bu eserinde, iki ekol arasında ihtilaflı olan 121 meseleyi ele alıp incelemiştir. Basra ekolüne mensup bir dilci olan el-Enbârî, meseleleri her iki ekolün görüşleri  ışığında ele almışve 7 mesele dışında Basralıların görüşünü doğru kabul etmiştir[22].

Kûfe Nahiv Ekolü’nün meşhur nahivcilerinden bazıları şunlardır[23]:

  • Kûfe Nahiv Ekolü’nün kurucusu, Kûfe Nahiv Ekolü’nde ilk nahiv kitabı olan el-Faysal’ın[24] müellifi Ebû Ca’fer Muhammed b. Ebû Sâre er-Ruâsî (v.190/805),

  • er-Ruâsî’nin öğrencilerinden, Kûfe Nahiv Ekolü nahvinin esaslarını gerçek anlamda tespit edip ortaya koyan, nahiv, lügat ve kıraatta imam olan, Kitabul-Masâdır ve Kitâbul-Hurûf adlı eserlerin müellifi Ebu’l-Hasen Ali b. Hamza el-Kisâî (v. 189/805),

  • el-Kisâî’nin öğrencilerinden, Kûfe Nahiv Ekolü’nün en büyük şahsiyeti kabul edilen, Basra ve Kûfe nahiv ekollerinin görüşlerini birleştirmiş olan, Kitâbul-Hudûd adlı eserin müellifi Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Ziyâd el-Ferrâ (v. 207/823),

  • Kitâbul-Lugat adlı eserin müellifi Ebû Amr İshak b. Mirâr eşŞeybânî (v. 206/ 821),

  • Lügatçi ve dilbilimci İbnus-Sikkît Ebû Yûsuf Ya’kub b. İshâk (v. 244/858),

  • Kûfe Nahiv Ekolü’nün son temsilcilerinden, Kitâbul-Fasîh, Kavâidu’şşir ve el-Mecâlis adlı eserlerin müellifi Saleb Ebu’l-Abbâs Ahmed b. Yahyâ (v. 291/904),
  • Kûfe Ekolü’nün lügatte en ünlü âlimi el-Mufaddal ed-Dabbî (v.170/ 786).

    Basra Nahiv Ekolü ile Kûfe Nahiv Ekolü’nün metod bakımından karşılaştırılması[25]

 

BASRA NAHİV EKOLÜ

KÛFE NAHİV EKOLÜ

Dil ve edebiyat malzemesi toplanırken kullanılan yöntem Sema’(dinleme, ağızdan alma) Sema’(dinleme, ağızdan alma)
Dil ve edebiyat malzemesinin toplandığıkaynak Sadece fasih bedevîler Fasih bedevîler ve diğerleri
Toplanan dil ve edebiyat malzemesinin niteliği • Çok ve sık rastlanan• Seyrek ve şâz olmayan• Duyulan her türlüdil ve edebiyat malzemesi

• Nâdir ve şâz dahil

Dil kuralıtespit edilirken kullanılan yöntem Kıyas Kıyas

 

3.   BAĞDAT NAHİV EKOLÜ

Hicri ikinci asırda devlet merkezi Bağdat’a taşınıp başkent Bağdat olunca ona paralel olarak ilim merkezi de Bağdat’a taşınmış oldu. Ardından yeni ilim merkezinde dil alanında yeni bir ekol teşekkül etmeye başladı.

Basra ve Kûfe nahiv ekolleri arasındaki ihtilafların hemen hemen son bulduğu hicri dördüncü asırda nahiv âlimleri her iki ekolün görüşleri arasında kendi görüşlerine uygun gelen görüşleri tercih etmeye başladılar. Bu sebeple, bu nahivcileri ne Basra ekolüne ne de Kûfe ekolüne dâhil etmek mümkün olmuyordu. Çünkü bu nahivcilerin önceki dönemlerde olduğu gibi, iki ekolden birine taassubu yoktu. Bazı ihtilaflı meselelerde, iki ekolün görüşlerinden birini ya da her ikisini bir arada zikrediyorlardı. Bu yeni ekole Bağdat’ta ortaya çıkması nedeniyle “Bağdat Nahiv Ekolü” adı verildi.

Bağdat Nahiv Ekolü, Basra ve Kûfe ekollerine ait görüş ve içtihatlardan seçim yapma metodunu benimseyen bir ekoldür. Bağdat ekolüne bağlı nahivciler arasında iki yönelim vardır: Kûfe Nahiv Ekolü’ne eğilim gösteren dilcilerin oluşturduğu akım ve Basra Nahiv Ekolü’ne ait görüşlere eğilim gösteren dilcilerin oluşturduğu akım. Bu ekole mensup bazı dilciler ise her iki mezhebi uzlaştırıp birleştirici bir metod izlemişlerdir[26].

Başlangıçta Basra ve Kûfe dil ekollerinin usul ve yöntemini benimseyip çalışmalarında uygulayan Bağdat Dil Ekolü âlimleri, dördüncü asrın başlarından itibaren uzlaştırıcı bir yaklaşım içine girip, bu iki dil ekolünün görüşlerini birleştirerek, üçüncü bir dil ekolü meydana getirdiler.

 Bağdat Nahiv Ekolü’nün meşhur diğer nahivcilerinden bazıları şunlardır:

  • Sa’leb ve el-Muberred’den ders almış olan ve Bağdat Nahiv Ekolü’nün ilk büyük dilcisi olarak kabul edilen[27] Ebul-Hasen İbn Keysân (v. 299), nahiv ilminde Kûfe ve Basra nahiv ekollerinin görüşlerinden faydalanmıştır. Bu iki ekolden birine diğerinden daha fazla eğilimi yoktur[28].

  • Basra ve Kûfe dil ekollerinin görüşlerini birleştirerek onların çalışmalarına uzlaştırıcı bir yön veren, el-Cümel ve Kitâbul-İzâh adlı eserlerin müellifi Ebu’l-Kâsım Abdurrahman b. İshak ez-Zeccâcî (v. 338/949),

  • Bağdat nahivcilerinin en büyüğü kabul edilen, el-İzâh ve et-Tekmile adlı eserlerin müellifi Ebû Ali el-Hasen b. Ahmed el-Fârisî (v. 377/949),

  • Ebû Ali el-Fârisî’nin öğrencisi olan, elliden fazla eseri bulunan, sarf ilminin mimarı kabul edilen Ebu’l-Feth Osman İbn Cinnî (v. 392/1002),
  • Nahivde müteahhirundan sayılan, lügat, edebiyat, nahiv ve tefsirde otorite, el-Keşşâf ve el-Mufassal adlı eserlerin müellifi Ebu’l-Kâsım Mahmûd b. Ömer ez-Zemahşerî (v. 538/1144),

  • Birçok eserin sahibi büyük dil âlimi Ebu’s-Seâdât Hibetullah b. Ali İbnu’şŞecerî (v. 542/1148),

  • Meşhur lügat, dil ve tarih âlimi Ebu’l-Berekât Abdurrahman b. Muhammed el-Enbârî (v. 577/1181).

4.   DİĞER NAHİV EKOLLERİ

Bağdat Nahiv Ekolü’nün takip ettiği tercih metodu, daha sonraki nahiv çalışmalarında takip edilen metod olmuştur. Başta Endülüs ve Mısır olmak üzere çeşitli Arap ülkelerinde yapılan nahiv çalışmalarında önceki nahiv ekollerinin içinden görüşleri seçme/tercih etme metodu kabul görmüştür. Şimdi Basra, Kûfe ve Bağdat kadar ileri düzeyde olmasa da adıgeçen iki ülkede yapılan nahiv çalışmalarına göz atacağız.

A)  ENDÜLÜS NAHİV EKOLÜ

Hicri üçüncü asrın sonlarına doğru, Bağdat Nahiv Ekolü’nden sonra kurulan Endülüs Nahiv Ekolü’nde, Bağdat ekolünde olduğu gibi Basra ve Kûfe ekollerinden birine kökten bağlılık yoktur. Bu ekole mensup nahivciler, daha önceki görüşlerden tercihlerde bulunmuşlardır. Genelde kendilerine özgü bağımsız görüşler öne sürmemişlerdir. Bununla beraber özgün görüşler ortaya koyan nahivciler de mevcuttur. Önceki nahiv eserlerini yeni görüşlerle ve yeni tasniflerle ele almışlar, onları açıklamışlar (şerh) veya özetlemişlerdir (ihtisar). Önceki nahiv eserlerine dair şerh ve ihtisar çalışmaları Endülüsteki nahiv çalışmalarında önemli bir yer tutar.

Endülüslü ilk nahivci, Abbasîler döneminde Doğuya gidip el-Kisâî ve el-Ferrâ’ya öğrenci olan ve ardından Endülüs’e dönüp, vefatına kadar Endülüs’te nahiv dersleri veren Cûdî b. Osman el-Mevrûrî (v.198/813)’dır. O, Endülüs’e Kufelilerin kitaplarını getiren ilk kişidir[29]. Böylece Endülüs’te ilk nahiv çalışmaları başlamıştır.

Endülüs Nahiv Ekolü’nün meşhur diğer nahivcilerinden bazıları şunlardır[30]:

  • Sibeveyh’in el-Kitâb’ını Batıya tanıtan Ebû Abdullah Haldûn b. İsmail,

  • el-Muberred ve el-Câhız’ın öğrencisi Ebul-Yusr İbrahim b. Ahmed eşŞeybânî (v. 298/910),
  • Günümüzün modern dil anlayışına yakın görüşlere sahip el-Müşrik fin-nahv, er-Reddü alen-nuhât adlı eserlerin müellifi Ebu’l-Abbas Ahmed b. Abdurrahman İbn Medâ (v. 592/1196),

  • Hadisle iştişhâdı çok yapmasıyla ve sarf ve nahiv konularını manzum olarak sunmasıyla meşhur, nahiv konularını işlediği 1000 beyitten oluşan meşhur manzum eser el-Elfiye’nin ve el-Kâfiyetü’şşâfiye isimli eserin müellifi Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah İbn Mâlik et-Tâî (v. 672/1274),

  • İbn Mâlik’ten sonra döneminin en büyük üstadı kabul edilen, el-Âcurrûmiyye adlı eseriyle şöhret kazanan Ebû Abdullah Muhammed b. Muhammed es-Senhacî İbn Âcurrûm (v. 723/1323),

  • Kitâbul-İdrâk adlı eserin müellifi Ebû Hayyân en-Nahvî (v.745/1344).

B)  MISIR NAHİV EKOLÜ

İlk Mısırlı nahivci Vellâd b. Muhammed et-Temîmî (v.263/876)’dir. Vellâd önce Mekke’ye hacca gitmiş, oradan Medine’ye uğramış ve Mescidi Nebevî’yi ziyaret etmiştir. Bu ziyaret esnasında Medine’de Halil b. Ahmed’in öğrencisi el-Muhellebîile karşılaşmış ve ondan nahivle ilgili ilk bilgileri almıştır.

Daha sonra Basra’da el-Muhellebî’nin hocası Halil b. Ahmed’e ulaşmış ve ona öğrenci olmuştur. Medine’ye dönüp el-Muhellebî ile tartışmalarda bulunduktan sonra memleketi Mısır’a dönmüştür[31].

Mısır Nahiv Ekolü’ne mensup nahivciler de Endülüslüler gibi kendilerine özgü prensiplere sahip bağımsız bir ekol kurmamışlar, çalışmalarında Bağdat Nahiv Ekolü’nün metodu olan tercih/seçim metodunu benimsemişlerdir. Böylece Basra ve Kûfe nahiv ekollerini takip etmişlerdir. Kendilerinden önceki nahivcilerin görüşlerine bazen katılmışlar, bazen muhalif olmuşlar ve bu görüşler içinden tercihlerde bulunmuşlardır. Son dönem Mısırlı nahivciler ise daha çok şerh ve ihtisar çalışmalarına ağırlık vermişlerdir.

Mısır Nahiv Ekolü’nün meşhur diğer nahivcilerinden bazıları şunlardır:

  • el-Muberred ve ez-Zeccâcî’nin öğrencisi, Kitâbul-Kâfî ve Kitâbut-Tuffâhâ fin-nahv adlı eserleri ile tanınan Ebû Ca’fer Ahmed b. Muhammed en-Nahhâs el-Mısrî (v. 338/950),

  • Döneminde Sultânu’l-ulemâ/Âlimlerin Sultanı olarak meşhur olmuş Ebû Muham-med Abdullah İbn Berrî el-Mısrî (v. 582/1187),
  • Nahve dair 1021 beyitten oluşan el-Elfiye ve el-Fusûl adındaki eserlerin müellifi Ebu’l-Huseyn Yahya b. Abdul-Mutî (v. 628/1231),
  • Nahiv’e dair el-Kâfiye ve Sarf’a dair eşŞâfiye adlı eserlerin müellifi Ebû Amr b. Osman b. Ömer İbnul-Hâcib (v.646/1249),
  • İbn Haldûn’un, Sibeveyh’ten daha üstün diye tanıttığı, Muğnil-lebîb, Şezerâtuz-zeheb, Katrun-nedâ, Evdahul-mesâlik gibi değerli eserlerin müellifi Ebû Muhammed Abdullah b. Yusuf İbn Hişâm ö.(762/1361),

  • Hemul-hevâmi adlı eserin müellifi Suyutî (v.911/1505).

 

 

BİBLİYOGRAFYA

 Ali b. Yusuf el-Kıftî, Cemâluddin Ebu’l-Hasen, İnbâhur-ruvâti alâenbâhin-nuhât, I-IV Beyrut 1424 h.

el-Enbârî, Abdurrahman b. Muhammed, Nuzhetul-elifbâi fîtabakâtil-udebâ’, thk.: İbrahim es-Samerrâî, Ürdün 1985.

Hadîce el-Hadîsî, el-Medârisun-Nahviyye, 3. baskı, İrbid, Dâru’l-Emel, 2001.

İbnun-Nedîm, Ebu’l-Ferec Muhammed b. İshak, el-Fihrist, thk.: İbrahim Ramazan, Beyrut, 1997.

es-Sîrâfî, el-Hasen b. Abdullah b. el-Merzubân, Ahbârun-nahviyyînel-Basriyyîn, thk.: Muhammed ez-Zeynîvdğ., Kahire, Matbaatu Mıstafâel-Bâbîel-Halebîve Evlâduhu, 1966.

Suyûtî, Abdurrahman b. EbûBekr, el-Muzhir fîulûmil-lugai ve envâihâ, I-II, thk.: Fuad Ali Mansur, Beyrut, 1998.

ŞevkîDayf, Ahmed ŞevkîAbdusselâm Dayf, el-Medârisun-nahviyye, Dâru’l-Meârif, ty.

TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 3.

TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 5.

TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 22.

TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 26.

TDV İslam Ansiklopedisi (DİA), c. 32.

Ziriklî, Hayruddîn b. Mahmûd b. Muhammed ed-Dımaşkî, el-Alâm, Dâru’l-İlm li’l-melâyîn, 15. bs., 2002.


[1] Suyûtî, el-Muzhir, II, 341; İbnu’n-Nedîm, el-Fihrist, s. 61.

[2] İbnu’l-Enbârî, Nuzhe, s. 18.

[3]İsmail Durmuş, “Nahiv”, DİA, XXXII, 302.

[4] Abdurrahman Fehmî, Medresetul-Arab, s. 30-34.

[5] İbnu’n-Nedîm, age., s. 63; İbnu’l-Enbârî, age., s. 21, 22.

[6] Hulusi Kılıç, “Basriyyûn”, DİA, V, 118.

[7]ŞevkîDayf, el-Medârisun-Nahviyye, s. 20.

[8] Hulusi Kılıç, agm., DİA, V, 118.

[9]İsmail Durmuş, agm., DİA, XXXII, 304.

[10] Abdurrahman Fehmî, age., s. 34.

[11] Nihat M. Çetin, “Arap”, DİA, III, 296.

[12] İbnu’n-Nedîm, age., s. 64; İbnu’l-Enbârî, age., s. 18; Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 296.

[13] Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 296.

[14] İbnu’n-Nedîm, age., s. 64; Ziriklî, Alâm, VIII, 261.

[15]İsmail Durmuş, agm., DİA, XXXII, 301.

[16] İbnu’n-Nedîm, age., s. 77; Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 296-297.

[17] İbnu’l-Enbârî, age., s. 133.

[18] Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 296-297.

[19] Hulusi Kılıç, “Kûfiyyûn”, DİA, XXVI, 345.

[20] Hulusi Kılıç, “Kûfiyyûn”, DİA, XXVI, 345.

[21]ŞevkîDayf, age., s. 163-164.

[22] Hulusi Kılıç, “el-İnsâf”, DİA, XXII, 320.

[23] Nihad M. Çetin, agm., DİA, III, 297.

[24]İsmail Durmuş, agm., DİA, XXXII, 303.

[25] Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 296.

[26] Hadîce el-Hadîsî, el-Medârisun-Nahviyye, s.219.

[27]ŞevkîDayf, age., s. 248.

[28] es-Sîrafî, Ahbârunn-Nahviyyîn el-Basriyyîn, s. 82; ŞevkîDayf, age., s. 251.

[29] ŞevkîDayf, age., s. 289.

[30] Nihat M. Çetin, agm., DİA, III, 297.

[31] Ali b. Yusuf el-Kıftî, İnbâhur-ruvât, III, 354.

About osmanarpacukuru

Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Öğretim Görevlisi

Tartışma

2 thoughts on “Arap Dili Nahiv Ekolleri

  1. ALLAH razı olsun çok faydalalandim
    Tesekkurler

    Posted by sumeyra | 11 Aralık 2014, 00:09
  2. Hocam merhabalar yazınız oldukça güzel ve özenle hazırlanmış Allah razı olsun ancak ben bu emeğinizi hazırladığım tezde size atıfta bulunarak kendi adıma şereflendirmek isterim. Acaba bu yazınızın yayınlandığı bir yer var mı? Yoksa buradan alıntılamam uygun mudur?

    Posted by Mustafa | 07 Ocak 2015, 21:34

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Boşluğa e-posta adresinizi girin ve altındaki butona tıklayın.
Enter your e-mail address in the space and click the button below.
أدخل عنوان بريدك الإلكتروني في الفراغ ثم انقر على الزر أدناه

Arşİvler

Zİyaretçİ Sayısı

  • 53,773 Kişi
%d blogcu bunu beğendi: